İçeriğe geç

Olumsuz iletişimi sağlayan unsurlar nelerdir ?

Olumsuz İletişimi Sağlayan Unsurlar: Hepimiz Biraz Suskun, Biraz Yanlış Anlaşılanız

İletişim, insanlık tarihinin en karmaşık meselelerinden biri, değil mi? Yani, sonuçta hepimiz birbirimize bazen “Ne demek istediğini biliyorum” dediğimizde, aslında çoğu zaman kafamızda bir “Tam olarak ne demek istedim ki?” sorusu beliriyor. Olumsuz iletişimi sağlayan unsurlar… Ah, burada devreye giriyoruz. İzmir’de yaşayan biri olarak, arkadaş ortamlarında sürekli espri yaparım, gülerim, ama bir an sonra kafama bir şey takılır ve bu “olumsuz iletişim” meselesine takılıp giderim. Peki, olumsuz iletişimi sağlayan unsurlar nedir? Gelin, gündelik hayatımızdan eğlenceli örneklerle çözümlemeye çalışalım.

1. Yanlış Zamanlama: Bir Kelimeyi Yanlış Yerde Kullanmak

Düşünsenize, akşam yemeğinde ailece oturuyorsunuz, herkes bir şeyler anlatıyor, herkes gülerken siz bir espri yapıyorsunuz… Sonra bir bakıyorsunuz, hiç kimse gülmüyor. Ölü bir sessizlik… Sanki bir şey demişsiniz gibi bakıyorlar size. İç sesim: “Bunu doğru zamanda yapmam gerekmiyor muydu? Şimdi neden sessizler? Ne oldu?”

İletişimdeki en büyük tuzaklardan biri de yanlış zamanlama. Olumsuz iletişimi sağlayan unsurlar arasında zamanlama hataları en tehlikelisidir. Mesela biri sıkıntıdan bahsediyor, siz de o sırada “Ya, ben de geçen gün yaşadım, tıpkı senin gibi” diyorsunuz. Ama tabii ki, o sırada ciddi bir ruh halindeler ve sizin şaka yaptığınızı anlamıyorlar. Sonuç? Olumsuz iletişim! Buradaki sorun, durumu anlamadan anlık bir tepki vermeniz. Ama tam da o anda bunu anlamış olmanız mümkün değil zaten, o yüzden kafanızın içinde durumu analiz etmeye başlarsınız.

İç Ses: “Ama ben sadece gülmesini istedim. İnsanlar niye komik bulmaz ki?”

Aşk olsun! Bir de ciddiyetinden anlamadığınız bir durumu komik hale getirmeye çalışmak, işte tam burada devreye giriyor. Zamanlama yanlış, iletişim kötü.

2. Beden Dili: “Gözlerini Büyüterek Bakma!”

Her birimiz, birine anlatırken, hatta bazen sadece dinlerken bile, gözümüzle bir şeyler anlatabiliyoruz. Ama bu beden dili çok önemli bir unsurdur. Eğer biri size bir şey anlatırken sürekli gözlerini büyüterek bakıyorsa, ve hatta gözlerinizin içine doğru bakıyorsa, bu sıkıntılı bir durum olabilir.

Kendime: “Evet, tamam! Ama ben sadece o kadar çok bir şey öğrendim ki, hepsi aklımdan geçerken bir türlü açıklayamıyorum…”

Beden dili, insanın en temel iletişim araçlarından biri ve bir “yanlış anlaşılma” tuzağı olabilir. İnsanlar, beden dilinden yanlış mesajlar alabilir. Sizin şaka yaparken “göz kırpmanız”, karşı tarafın sizi ciddiye almasını engelleyebilir ya da “kollarınızı kavuşturmanız” tıpkı “bunu dinlemiyorum” demek olabilir. Beden dili, her şeyin “olumlu” ya da “olumsuz” olmasında kritik bir rol oynar.

İç Ses: “Ama o an beni sadece dinleseydi, ne kadar çok şey anlatabilirdim…”

Beden dilini kontrol etmek, gerçekten zor. Hele ki beni tanıyorsanız, sürekli kendi kafamda 500 düşünceyle bir şeyler anlatırken insanın ne söyleyeceğini bilemez hale geldiği o anları! Neyse…

3. Konuşma Tarzı: Tonlama ve Sözcük Seçimi

Bir de işin konuşma tarzı var. Gerçekten, bazen çok dikkat etmeden söylediğiniz bir kelime bile dev bir olumsuz iletişime yol açabilir. Mesela “Bu nasıl yapılır?” diyorsunuz ama bu “nasıl yapılır?” ciddi bir sorgulama tonunda bir soru oluyor. Oysa siz sadece bilgi edinmek istemişsinizdir.

Bir arkadaşla konuşma:

Ben: “Ya ama bu durum nasıl çözülür ki?”

Arkadaş: “Ne demek istiyorsun, anlamadım.”

Ben: “E, her şeyin bir çözümü vardır. Durum çözülür, değil mi?”

Arkadaş: “Bunu böyle sormamalıydın, yargılıyormuş gibi oldun.”

Burada tonlama, “yargılayıcı” bir hale gelmişti. Bu da olumsuz iletişime yol açan unsurlar arasında yer alıyor. Söylediğiniz sözün nasıl ifade edildiği, karşıdaki kişiyi ne kadar etkileyebilir, bunu unutmamak lazım. Bazen “Ya, bu nasıl yapılır?” demek, gereksiz bir suçlama tonuna dönüşebilir.

İç Ses: “Ah, bende de tonlama problemi var galiba…”

4. Empati Eksikliği: “Tamamen Kendine Odaklanmak”

İletişimde empati çok önemli. Birinin duygularını anlamadan veya ona empati göstermeden konuşmak, olumsuz iletişimi artırır. Hepimiz kendimizi bazen başkalarının yerine koymayı unutuyoruz. Kendi gündemimize odaklanıp, karşımızdakinin hislerini göz ardı ediyoruz.

Bir arkadaşım canı sıkıldığı bir gün bana şöyle demişti:

Arkadaş: “Sürekli bir şeyler olmuyor, her şey kötü gitmiş gibi hissediyorum.”

Ben: “Aa, ama geçen hafta neler yapmıştık, gayet güzeldi!”

Buradaki büyük hata, gerçekten arkadaşımın hislerini dinlememekti. Benim için “geçen hafta” mükemmel bir zamandı, ama arkadaşımın içinde olduğu ruh halini görmüyordum. Empati eksikliği, bir kişinin iletişimdeki en büyük engeli olabilir.

İç Ses: “İyi de, ne yapmalıyım? Sürekli ‘geçmiş çok güzeldi’ demek bir işe yaramaz ki…”

Empati, sadece başkalarını anlamak değil, bazen onları “görmek” ve “duymak” demektir.

Sonuç: İletişim Neden Bu Kadar Zor?

Olumsuz iletişimi sağlayan unsurlar aslında çok basit gibi görünen ama karmaşık hale gelen unsurlardır. Yanlış zamanlama, beden dili, yanlış tonlama ve empati eksikliği… Hepsi küçük ama etkili tuzaklar. İletişim, kendini doğru ifade etme sanatı, ama bazen yanlış kelimeler ve yanlış anlama insanları uzaklaştırabiliyor. Peki, sizce olumsuz iletişimi engellemek için başka hangi unsurları göz önünde bulundurmalıyız? Yorumlarınızı bekliyorum!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güncel tulipbet giriş