2 Hakkı Olan Komşu Kimdir? Bence Herkesin Bir Yorum Yapması Gereken Bir Konu
Hadi gelin, bugün biraz komşuluk ilişkilerinden bahsedelim. Ama öyle bildik, klasik “komşu komşunun külüne muhtaçtır” türü laflarla değil. Gerçekten, “2 hakkı olan komşu kimdir?” sorusunu derinlemesine sorgulayalım. Evet, biliyorum, bazıları için komşu sadece “o apartmanın bir kat üstündeki ses çıkaran adam” ya da “karşı apartmandan sabahları aşırı yüksek sesle bağıran kadın”dır. Ama bu soruyu daha geniş bir perspektiften ele almak, aslında yaşam tarzımızı, toplumdaki yerimizi ve belki de birbirimize ne kadar saygı gösterdiğimizi anlamamıza yardımcı olabilir. 2 hakkı olan komşu kimdir? Şu soruyu biraz sormak lazım: Bizim komşularımız ne haklara sahip? Ve biz onlara ne haklar tanıyoruz?
Komşuluk: Sadece Yan Yana Yaşamak Mı?
Komşu dediğimizde aklımıza hep fiziksel yakınlık gelir. Bizim apartmanın “üst kat komşusu” dediğimiz kişi, aslında bu kelimenin en klasik tanımını yansıtır: Aynı binada yaşadığımız biri. Ancak komşuluk ilişkileri, sadece duvarların bir arada olmasıyla sınırlı kalmaz. Komşular birbirini tanımalı, bir şekilde ilişki kurmalı ve aslında yaşam alanında birbirine saygı duymalıdır. Ama gelin görün ki, bu yazının başında söyledim ya, çoğu zaman komşularımız, sadece yaşadığımız binadaki “fiziksel” varlıklar olur. Hiç tanımadığımız biriyle, bir hayat paylaşmak zor değil mi? Birinin 2 hakkı varsa, biz ona ne kadar saygı gösteriyoruz? Ya da gerçekten onun hakkını veriyor muyuz?
Komşuluk ilişkilerinin başladığı yer genellikle çok basittir: Sadece aynı binada yaşamak, belki aynı asansöre binmek, bazen de birbirimize sabahları gülümsediğimiz o küçük “merhaba”lar… Ama bir yere kadar, değil mi? Kimseyi tanımadan sadece yan yana yaşamak ne kadar sağlıklı olabilir ki? Bazen akşamları bir bakıyorum, apartmanda herkes kapısını kapatıp kendi odasında birer küçük yaşam kurmuş gibi. Birinin 2 hakkı var mı? Tabii ki var. Ama bu haklar ne kadar kullanılıyor? Hangi komşu gerçekten birbirine hakkını veriyor, çok merak ediyorum.
2 Hakkı Olan Komşu: Nedir Bu 2 Hak?
Şimdi biraz daha netleşelim. “2 hakkı olan komşu kimdir?” sorusunun cevabına gelince, aslında karşımıza 2 hak çıkıyor: birincisi, saygı hakkı, diğeri ise güven hakkı. İşte komşular arasında, bu iki hak genellikle birbirini izler. Eğer saygı varsa, güven de gelir. Fakat burada sorun şu ki: Komşular bazen sadece fiziksel olarak yakın olurlar ama ne yazık ki karşılıklı saygı veya güven sağlamazlar. Örneğin, duvarların ince olması nedeniyle komşunun sabahları sesi biraz yüksek olursa, bir hafta boyunca sabırla sessizce geçiştirebilirsiniz. Ama bir noktada bu, büyük bir sabır testine dönüşebilir. İşte burada komşunun saygı hakkı devreye girer. Eğer sesli konuşuyor ya da gürültü yapıyorsa, uyarılması gerekir. Aynı şekilde, o kişinin de bizim saygıyı beklemesi hakkıdır. Komşuluk sadece gülümsemek değil, doğru zamanda doğru hatırlatmayı yapabilmektir.
İkinci hak ise güven hakkıdır. Birbirimize güvenmemiz gerekiyor. Ancak bazen komşular arasında o kadar çok güvensizlik oluyor ki, her an birisi çöpünü kapınızın önüne bırakacak, başka birisi bıçakla tehdit edecek gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Benim de başıma gelmiştir, apartmanda yan komşuyla tanışmadığım için ilk günler birbirimize “ne kadar yakın olmalıyız?” diye düşünmüştük. Neyse ki sonradan birbirimizi tanıdık ve güven oluştu. Ama başkasının bu kadar yakınlaşması zor olabilir. Güven gerçekten ne kadar önemli. Güvenin olmadığı yerde, her şeyin altı boş.
Komşuluk İlişkilerinde Zayıf Yönler: Gerçekten İleriye Gitmek Mümkün Mü?
Gel gelelim komşuluk ilişkilerinin zayıf yönlerine. Şu an Türkiye’nin çoğu apartmanında komşular sadece geçişken birer figürden ibaret. Karşındaki insanı görmüyorsun, duymuyorsun, tanımıyorsun. Belki de komşunun adını bilmiyorsundur. Bu da komşunun 2 hakkını kısıtlar. Çünkü insan, kendisini tanımadığı birine nasıl saygı gösterebilir ki? İşte bu yüzden modern dünyada, komşuluk ilişkisinin yavaşça öldüğünü düşünenlerdenim. Yani herkes kapısını kapatıp kendi dünyasında yaşıyor. Evet, evet, bazen komşularımızdan dertleştiklerimiz bile olur, ama bu dertleşmeler ne kadar derin? Gerçekten birbirimizi tanıdığımız söylenebilir mi?
Komşuluk: İdeal Mi, Gerçek Mi?
Ve şimdi biraz daha kafa karıştırıcı bir soru: İdeal komşuluk ilişkisi mümkün mü? Yani, biz 2 hakkı olan komşular olabilir miyiz? Gerçekten birbirimize karşı saygılı, güven dolu, yardımlaşmaya istekli bir komşu olabilir miyiz? Cevap vereyim: Bence olabiliriz, ama işin asıl zorluğu, bunun farkına varmamızda yatıyor. İdeal komşuluk ilişkisi, sadece “merhaba” demek değil, o insanı gerçekten tanımak ve ona karşı sorumluluk hissiyle yaklaşmaktır. Komşuluk ilişkisini bir çaba olarak görmek lazım. Hani bazı ilişkiler var ya, her an üzerine emek harcamanız gerekir. Komşuluk da onlardan birisi olmalı.
Sonuç: Komşunun Hakkını Vermek Ne Demek?
2 hakkı olan komşu kimdir sorusunun cevabını bulmuş olduk. O komşu, saygıyı ve güveni hak eden, aynı zamanda bu hakları karşısındaki kişiye de tanıyandır. Komşuluk sadece kapıların arasındaki boşluktan ibaret değildir. Gerçekten birbirimize hak vererek, anlayışla, empatiyle yaklaşarak komşuluğu yaşayabiliriz. Evet, bazen gürültüler olabilir, bazen birbirimize kızabiliriz. Ama esas olan, o hakları doğru şekilde verip, aradaki sınırları çizmek. Bu da demek oluyor ki, komşular, birer insanlık örneği olmalı. Ve belki de bu yazıyı okuduktan sonra bir “merhaba” demek, biraz daha anlam kazanır. O zaman senin komşun kimdir? Hangi hakları var?